Nöroşirürji’de Gelecek Perspektifleri.....
- 6 gün önce
- 4 dakikada okunur
İnsanoğlu son 20.000 yılda önemli başarılara imza attı. Tekerleğin icadı, ateşin kullanımı, hayvanların evcilleştirilmesi, yerleşik hayata geçilmesi ve tarım tüm insanlığı derinden etkileyen sonuçlara yol açtı. İnsanlar Carl Sagan’ın betimlediği gibi bu küçük mavi noktada zaman zaman hayatta kalabilmek zaman zaman da meraklarını tatmin etmek amacıyla bir keşif macerasına atıldılar. En ilkel olduğunu düşündüğümüz basit insan toplulukları bile belki öğrenilmesi yüzyıllar almış ve atadan toruna aktarılmış temel şifa verici maddeleri ve basit tedavi edici girişimleri öğrenip uygulamışlardı. Bu bilgilere sahip ve bu öğretileri uygulama kapasitesindeki insanlar çoğu zaman da dinsel atıflara sahip mistik, kutsal temsilciler olarak anılarak diğer insanlardan hürmet, saygı ve sevgi olarak ayrı değerlendirilmişlerdir (1-3). Beyin, yazılı kaynaklarda ilk olarak milattan önce eski mısırda Edwin Smith Papyrus’unda geçmektedir. İnsanoğlu kafatası içindeki bu büyükçe yumuşak glandüler yapının ne olduğunu, ne işe yaradığını tam olarak anlayamamış anlamlandıramamıştır; fakat yüzyıllar içerisinde özellikle kafa travmaları sonrasında şuur gerilemesi olması ve Hattuşaş’daki trepanasyon örneklerinde olduğu gibi kafatasına açılan küçük deliklerden epidural veya subdural hematomun boşaltılması sonrası şuurun geri gelmesi ve hastanın yaşamaya devam etmesine tanıklık eden insanoğlunun bu organın şuurla, hayal kurmayla, akılla, nedensellikle ilişkili olabileceğini düşünmesi fazla zaman almamıştır (1-5). Nispeten küçük boyutlu, kürksüz, dişleri küçük ve görece künt, çelimsiz, pençesiz, hızlı koşamayan, hızlı yüzemeyen, keskin koku alamayan, keskin göremeyen yenidoğan yavrusu. Uzun süre bakıma muhtaç olan bu canlının, bu vahşi doğada önce hayatta kalması sonra doğayı gözlemlesi, çıkarımlar yapması, soru sorması, sosyal birlikteliklerle işbirliğini öğrenmesi, doğayı kendi ihtiyaçları doğrultusunda analiz edip kendine yararlı hale getirip kullanması, iletişimi artırıp bazı ses ve mimiklerle konuşmayı ve sonra da bazı sembollerle yazıyı icat etmesi, ticareti, parayı, borsayı, askeri sanatları, resimi, heykeli, edebiyatı, bilimi öğrenmesi, keşifleri yapması ve bunları son 20.000 yılda yavaş yavaş başarması son derece etkileyicidir. Beyin ve sinir cerrahisinin gelecekteki durumunu analiz edip öngörmeden önce insanoğlunun geleceğini ve insanoğlunu gelecekte nelerin beklediğini tartışmak gerekir. Dünyanın yaşının 4.5 milyar yıl olduğu düşünülürse ve evrenin başlangıcından günümüze geçen süre bir yıl kabul edilirse insanoğlunun tarih sahnesine çıkışı 31 Aralık gecesi 23:45 e tekabül eder. Hiç kuşku yok ki dünyamızın tarih sahnesinde ortaya çıktığından sonra geçen 4,5 milyar yılda çok önemli, çok büyük, çok fazla, kısaca ‘çok’ olan hiçbir şey 20. yüzyıl sonu ve 21. yüzyıl başında meydana gelenler kadar dünyanın geleceğini etkilememiştir. Bu beyin ve sinir cerrahisi özelinde de aynıdır. Tarihi 1 yıl olarak kabul edersek bu muazzam dönem 31 Aralık gecesinin son 3-5 saniyesine tekabül eder. Son 70-80 yıldır cerrahide ve nöroşirürjide yapılanlar, keşfedilenler ve uygulananlar tüm bilinen insanlık tarihinde yapılanlardan ve bilinenlerden fazladır. Peki insanlığı gelecekte neler beklemektedir? Hiç kuşku yok ki tarih boyunca görülen öngörülemeyen (belki öngörülen ama önlenemeyen) insanlığı derinden sarsıcı ve yıkıcı bir dünya savaşının olmayacağını ve insanoğlunun kendi biricik evini geri dönüşsüz olarak tahrip etmeyeceğine dair iyi niyetli bir ön kabulle ve insanlığın her zaman fikir, buluş ve yenilikleriyle dünyayı derinden değiştirecek kapasiteye sahip olacağına dair inançla, bundan sonra yaşanacakları daha önce meydana gelmiş olaylara ve olayların oluşma hızına bakarak tahmin etmek zor değildir. Beyin cerrahisinde en temel bilgi anatomidir. Anatominin son yüzyıldaki gelişme çizgisine bakıldığında, önümüzdeki 20-30 yıl içerisinde olması muhtemel gelişmeler; beyin konnektom projesinin nihayete erdirilmesi, beyin bağlantı yolları ve çekirdek anatomisinin detaylı haritalarının ameliyat öncesi ve sonrası çıkarılarak ameliyat planlamalarının bu esaslar üzerine yapılacağı öngörülebilir. Moleküler biyoloji ve genetik alanında olası gelişmeler ışığında doğumdan itibaren beyin damarlarının yapısı, anevrizma ve inme yatkınlıkları ve daha da devrimsel olarak ne zaman vasküler patolojilerin ortaya çıkacağı önceden öngörülebilir. Glial ve nöral dokuların ultrastrüktürel anatomilerinin daha iyi bilinmesi, neoplazi gelişmesinin erken safhalarında tespit ve tedavi imkanı sağlayabilir (10-12). Anatominin daha kesin ve detaylı bilgiler sunması, mevcut ve olası teknolojik gelişmelerle (sanal gerçeklik, üç boyutlu simülasyonlar gibi…) anatomi öğretiminde ve cerrahi tecrübe edinmede şu an öngörülebilenden daha fazla katkı yapabilir (6,8,9). Robotik cerrahi ve navigasyon rehberliğinde ameliyatlar hali hazırda emekleme dönemini yaşamaktadır. Önümüzdeki 20-30 yıl içerisinde çok daha ince ve hassas aletlerle belki de çok uzaklarda bulunan ameliyathanelere konuk olup uzaktan hassas cerrahiler yapmak mümkün olacaktır (6-9). Biyoyararlanımı yüksek üç boyutlu yazıcılar ile hastaya özel belki de tamamen kendi kök hücresinden imal edilmiş organlar, uzuvlar yapılacaktır. Bu beklenen bir durumdur, fakat insanlığı daha derinden etkileyecek gelişmeler kısmen nöroşirürjiyi de ilgilendiren bir alanda olacak ve bunun sonuçları ise mevcut tarihsel perspektifteki anlayışımızın çok ötesinde sonuçlara yol açabilecektir. Milyonlarca yıllık evrimin sonucunda meydana gelen insan vücudu ve beyninin kapasitesini beğenmeyen ve sınırları zorlamayı seven insanoğlunun henüz yeni yeni başlamış olan çoğu zaman da bilim kurgu roman ve filmlerinden aşina olmaya başladığımız şekliyle hibrid insan makine-bilgisayar formunda yeni bir form yaratmaya çalışması ve bunun da askeri alandaki çalışmalarla olması, sınırları her zaman zorlayan insanlık için pek de şaşırtıcı olmayacaktır. İnsan beynindeki çekirdekleri ve bunların bağlantılarını daha iyi anlamış, yeni bağlantılar yapması için bu nöronları baskı altına alıp, yönlendiren ve kendi istediği şekilde organize etmeyi başaracak olan insanoğlu, doğal biyolojik bariyerler ile karşılaştığında limitleri zorlayacak, biyolojik uyumluluğu daha fazla belki yapay zeka ile donatılmış implantların beyin ve sinir cerrahisi uzmanları tarafından yerleştirilmesini veya değiştirilmesini talep edecektir. Bu implantların dışarıdan kontrolü, implantlı ve implantsız insanlar arasındaki hukuki, etik ve sosyal problemler şu an hayal bile edemeyeceğimiz sıkıntılarla torunlarımızı uğraştıracaktır (6). Son yüzyılda beyin ve sinir cerrahisinin geldiği nokta ve gelişim hızı dikkate alınırsa hiç kuşku yok ki birçok önemli gelişme teknik imkanlarla ilgili olacaktır. Daha konforlu ve rezolüsyonu yüksek ameliyat mikroskop ve endoskopları, daha detaylı inceleme yapmaya olanak veren preoperatif ve intraoperatif görüntüleme modaliteleri, daha nazik ve hassas hesaplamalara imkan veren strereotaksik temelli kompleks makine ve aletler beyin cerrahisinin geleceğini güzelleştirmeye aday beklenen gelişmelerdir. Hem insanlığın doğal seyri hem de cerrahi alanında olagelmiş ilerlemeler ışığında teknolojik ve bilimsel gelişmeler ve yenilikler beyin ve sinir cerrahisi pratiğinde çığır açmaya ve bizleri heyecanlandırmaya devam edecektir. Bizler şu an Hattuşaş’ daki trepanasyon işlemine nasıl büyük takdir, saygı ve hayretle ama bir o kadar da ilkel bir girişim olarak bakıyorsak çok değil, 50 yıl sonrasının beyin cerrahları da bizim şu an yaptıklarımıza muhtemelen aynı takdir, saygı ve hayretle ama bir o kadar da ilkel girişimler olarak değerlendirerek bakacaktır. Korkutucu olan yaklaşık 8000 yıllık bir dönemin oluşum hızının 40-50 yıla belkide daha kısa bir süreye sığacak olmasıdır.

Yorumlar